Toprak Atmaya Geldim

“…yok ben dergi takip etmiyorum.”

Etme güzel kardeşim; takip etsen ne anlayacaksın.

Ne işe yarayacaklar zaten. Gereksiz para. Sen git telefonundaki oyunlara ver paranı. Yeni bi kılıf al mesela. Dürüm yeme öğlen yemeğinde, git köri soslu tavuk ye. Kantin de içme çayını, bardağına 5 lira ver ki için rahat etsin.

Hatta git araba al. Kolay mı her hafta arayacaksın, bulacaksın, alacaksın. Tanesi 10 liradan ayda 40 lira. Yazık günah.

Geleneksel hale gelen “21. yüzyıl gençliğimizin üzerine toprak atma törenimiz” de tamamlandığına göre artık konumuza dönebiliriz.

Son dönemde gördüğüm en iyi kapak bu olsa gerek. Helal sana Bülent Parlak. 

Tabi bir de şu aşağıda gördüğünüz kapak var ki ben de etkisi başkadır.

 

Uzaktan Yüksek Lisans Eğitimi Veren Üniversiteler

Uzaktan Eğitim ile Yüksek Lisans eğitimi veren üniversiteler ve bölümleri listesi. Lazım olmuştu bir ara, toparladım. Bir işinize yarar belki.

Ahmet Yesevi Üniversitesi (Türtep) Bahçeşehir Üniversitesi Gaziantep Üniversitesi Kastamonu Üniversitesi
Bilgisayar Mühendisliği e-MBA Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi TFSR Uzmanlığı ve Bağımsız Denetim
Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Uzaktan Öğretim İnsan Kaynakları Yönetimi Hacettepe Üniversitesi Kırklareli Üniversitesi
Eğitim Yönetimi ve Denetimi Uzaktan Öğretim Pazarlama Sağlık Kurumları Yönetimi İnsan Kaynakları Yönetimi
İngiliz Dili Eğitimi e-Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Sağlık Ekonomisi ve Farmakoekonomi Turizm İşletmeciliği Yönetimi
İşletme Başkent Üniversitesi Işık Üniversitesi Kocaeli Üniversitesi
Sağlık Kurumları İşletmeciliği Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi İşletme Yönetimi Uzaktan Eğitimi (e-MBA) (Tezsiz, Türkçe) Tıbbi Acil Durum Yönetimi ve Afet Tıbbı
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Beykent Üniversitesi İnönü Üniversitesi E- İşletme
Turizm İşletmeciliği İşletme Cerrahi Hastalıklar Hemşireliği Maltepe Üniversitesi
Yerel Yönetimler Sağlık Kurumları Yöneticiliği Halk Sağlığı Hemşireliği E-MBA (Türkçe)
Yönetim Bilişim Sistemleri Yönetim Bilişim Sistemleri Sağlık Kurumları İşletmeciliği E-MBA (İngilizce)
Yönetim ve Organizasyon Bankacılık ve Finans İstanbul Arel Üniversitesi Marmara Üniversitesi
Türk Dili ve Edebiyatı İnsan Kaynakları ve Örgütsel Değişim Yönetim ve Organizasyon Mühendislik Yönetimi
Arap Dili Eğitimi Bülent Ecevit Üniversitesi İşletme Yönetimi İş Güvenliği
Türkçe’nin Yabancı Dil Olarak Öğretimi İşletme Sağlık Kuruluşları Yöneticiliği Mersin Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler İktisat Muhasebe ve Finansman Lojistik Ve Tedarik Zinciri Yonetimi
Afyon Kocatepe Üniversitesi Celal Bayar Üniversitesi Pazarlama İşletme
İnternet ve Bilişim Teknoloji Yönetimi (Tezli) Mühendislik Yönetimi İstanbul Bilgi Üniversitesi Kadın Araştırmaları
Akdeniz Üniversitesi Sağlık Hizmetlerinde İletişim e-MBA Türkçe İnsan Kaynakları Yönetimi Ve Kariyer Danışma
Tarım Ekonomisi Maliye e-MBA İngilizce Kalite Yönetimi
Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bankacılık ve Finans Uzaktan Eğitim Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Gelişimsel Yetersizlikleri Olan Çocukların Öğretmenliği Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Uzaktan Eğitim İşletme
Uzaktan Öğretim Eğitim Yönetimi Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi İstanbul Aydın Üniversitesi Namık Kemal Üniversitesi
Konaklama İşletmeciliği Çukurova Üniversitesi E-İşletme Taşınmaz Değerleme ve Geliştirme
Kurumsal İletişim İşletme İstanbul Kültür Üniversitesi Okan Üniversitesi
Uzaktan Öğretim Bilim Dalı Yönetim ve Organizasyon eMBA (Tezli / Tezsiz) E-MBA
Ankara Üniversitesi Pazarlama eLojistik Muhasebe ve Denetim
İnsan İlişkileri İşletme ve Teknoloji Yönetimi İstanbul Medipol Üniversitesi Bankacılık
Gazetecilik Muhasebe Sağlık Yönetimi Gayrimenkul Finansmanı ve Değerleme
Sağlık Kurumları Yönetimi Bankacılık ve Finans İstanbul Üniversitesi Lojistik Yönetimi
Sosyal Hizmet Dicle Üniversitesi Enformatik Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Enformatik İlaç Kimyası Finansal Ekonometri Yerel Yönetimler
Amasya Üniversitesi Dokuz Eylül Üniversitesi Sermaye Piyasası Uzmanlığı Taşınmaz Değerleme ve Geliştirme
Sınıf Öğretmenliği Yönetim Bilişim Sistemleri Müze Yönetim Bilim Dalı Sağlık Yönetimi
Atatürk Üniversitesi Kalite Yönetimi Uzaktan Eğitim Kültürel Miras Alanlarının Yönetim Bilim Dalı Eğitim Yönetimi Teftişi ve Planlaması
İşletme (Türkçe) Deniz Turizmi İzmir Ekonomi Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
Güvenlik Adli Bilimler İngilizce İşletme Yönetimi E-MBA İş Sağlığı ve Güvenliği
Sağlık Kurumları İşletmeciliği Ege Üniversitesi Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sakarya Üniversitesi
Yöneticiler İçin İşletme (Türkçe) E-MBA Programı İşletme İşletme
Pazarlama Lojistik Yönetimi Kamu Yönetimi Kamu Yönetimi
İşletme (İngilizce) İşletme Sağlık Kurumları İşletmeciliği Mahalli İdareler ve Şehircilik
İş Sağlığı ve Güvenliği İktisat Dış Ticaret ve Kambiyo Maliye
Türkçe Eğitimi Finans Ekonomisi ve Yönetimi Karabük Üniversitesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi
Eğitim Programları ve Öğretim Eğitim Programları ve Öğretim Bilgisayar Mühendisliği Middle East Studies
Atılım Üniversitesi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İşletme Finans ve İktisat
İşletme Yönetimi (Türkçe E-MBA) Eğitim Yönetimi Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi Kamu Yönetimi Toplumsal Yapı ve Sosyal Değişim Analizleri
Bartın Üniversitesi Gazi Üniversitesi Girişimcilik Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği
Orman Mühendisliği Adli Bilişim Sağlık Kuruluşları Yöneticiliği Turizm İşletmeciliği
İşletme Bilgisayar Bilimleri Karadeniz Teknik Üniversitesi Bilişim Teknolojileri
Orman Endüstri Mühendisliği Bilişim Sistemleri Kamu Yönetimi Mühendislik Yönetimi
Yönetim Bilişim Sistemleri Sağlık Bilişimi İşletme (e-MBA) Bilişim Sistemleri
Yönetim Bilişim Sistemleri İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Programları ve Öğretim
Bilgisayar Eğitimi Sınıf Öğretmenliği Kalite Yönetimi
Elektronik – Bilgisayar Eğitimi Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması ve Ekonomisi Kariyer Psikolojik Danışmanlığı
Sağlık Kurumları Yönetimi Eğitim Teknolojileri Önleyici Rehberlik
Eğitim Yönetimi ve Denetimi
Süleyman Demirel Üniversitesi
İşletme Yöneticiliği
Sağlık Yönetimi
İktisat
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri
Selçuk Üniversitesi
İşletme
Trakya Üniversitesi
İşletme
Muhasebe ve Denetim
Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması ve Ekonomisi
Yalova Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler (İngilizce)
Yüzüncü Yıl Üniversitesi
İşletme

 

Girişimci

Girişim nedir diye anlattık durduk da peki girişimci kim?

Girişimci; sanılanın aksiye işi kuran, gerçekleştiren, yöneten değildir. Yani patron değildir tam olarak.

Girişimci fikrini ortaya koyar, gerçekleşmesi için de çalışır da çalışır.

Peki başarmak zorunda mıdır ? 

Kesinlikle hayır.

Yine çelişki var. Yine karıştırıyoruz kafaları.

Açıklayayım. 

Girişimci fikrini gerçekleştirmeli tabiki. Bunun için tüm uğraşı zaten. Ama gerçekleştiremeyedebilir. Bu dünyanın sonu değildir. Ama yapacakları bitti de demek değildir.

Nasıl yani ?

Girişim fikirlerinin pek çoğu fikir olarak kalır, gerçekleşemez; ya da fikir aşamasındaki halinden çok farklı hallerde hayat bulur. Değişiklikler, geliştirmeler, farklılıklar kaçınılmazdır. Bu yüzden de girişimci oluşturmuş olduğu fikrin tam karşılığını veremeyebilir.

Burada bir alıntı şart oldu :

“iyi bir fikri kötü bir ekibe verirseniz fikri batırırlar; ancak kötü bir fikri iyi bir ekibe verirseniz ya onu iyileştirir, ya da o fikri tamamen atıp yepyeni bir fikir ile karşınıza gelirler.”

Sanırım konuyu özetlemiş olduk.

Şimdi gelelim girişimci olmak konusuna.

Girişimci nedir?

Cesurdur. 

  • Fikrini hayat geçirmek için göze aldıkları bazen korkutucu olabilir.
  • İyi bir işi varken istifa edebilir. Kariyerini hiçe sayabilir
  • Tüm birikimini yatırabilir ya da altından kalkamayacağı borçlar altına girebilir.

Yaratıcıdır

  • Olmadık bir ihtiyacı görür ve değerlendirir.

Topluma yararı vardır

  • Kar amacı kadar toplumsal ihtiyaçları da göz önüne alarak hareket eder. Zaten bu sayede ihtiyaçları görür.

İşini sever

  • Bu biraz klasik ama her şeyini adadığın bir iş yapıyorsan severek yapmak zorundasın.

Vazgeçmeyi bilir.

  • Bir şeyin oluru yoksa bunu kabul edebilir. Ama yalnızca kendisi bu kararı verebilir. Etrafındakilerin baskısı ile değil kendi isteği ve öngörüsü ile yapar bunu.

Kendine güvenir

  • Kendine güvenmeden bir ürün ya da hizmet ortaya koyamaz. Fikrini yeterince savunamaz ve arkasında duramaz zaten. Ama burada yalnızca kendine güven yetmez. Aynı zamanda güvenilir olmalıdır.

 

 

Girişim !

Bölümde özellikle eklediğimiz derslerden birisidir kendisi.

Dur, daha geriden alalım. 

Müfredatta olması gereken standart derslerin yanı sıra özellikle eklediğimiz, işe yarayacağına inandığımız dersleri de veriyoruz. Öğrencilerimizin mezuniyet sonrası iş imkanları artsın; ya da sahip olduğu bir proje/fikir var ise gerçekleştirebilsin.

Velhasıl bu derslerden birisi de “girişimcilik”. 

Bir iştirak nasıl kurulur, ltd şirket nedir, anonim şirket nedir, nerelerden destek alınabilir, hibe programları nelerdir gibi pek çok konuya da değinmeye çalışıyoruz.

Yine uzattım lafı. Toparlayalım artık.

Girişimcilik nedir ?

En bilinen tanımı ile : “kâr amacı ile riski göze alan kişidir.”

İştirakçidir, iş kurandır, fikrini gerçekleştirendir. Nasıl söylemek isterseniz artık.

Ama burada bir kısıtlama söz konusu. “kar amacı” kısmı tam olarak girişimciliği karşılamıyor. Bilakis bir girişimden hiç bir kar elde edilmeyebilir de . Tabi bu “melek girişimciler” için geçerlidir.

Yeni bir kavram da ha ortaya çıktı şimdi : “melek girişimci”. 

Tabi bu tabiri şu an ben uydurdum. Kavramın aslı “melek yatırımcı” olacaktı.

Melek yatırımcı nedir ?

Girişimlere destek sağlayan, girişimcilerin isteklerini gerçekleştirebilmeleri için maddi imkanlar sağlayan yatırımcılardır.

Yine burada sadece paradan söz etmiyoruz. Çalışacak bir ofis ya da saha, girişim serüvenince gerekli araç gereç gibi ihtiyaçları da karşılayabilir melek yatırımcılar. Gerçi bu da Öyle ya da böyle para demek.

Az önce “yalnızca kar amacı sağlamak için değil” demiştik. Gelelim o kısma. Burada öğrenmemiz gereken şey “sosyal girişim”.

Sosyal girişim nedir ?

“Sosyal ihtiyaçları; ve/veya toplum tamamı ya da bir kesimine yönelik ihtiyaçları karşılayan projeler üreten girişimcilerin yapmış olduğu çalışmalardır.” 

Yani diyor ki; para kazanmaya uğraşma, insanlara yararın olsun, bir işe yara da daha güzel hayatlar yaşayabilelim. 

Burada amaç para kazanmak değil tabi. Ama para kazanmak amacıyla da sosyal projeler üretilebilir.

İyi de şimdi kendimizle çelişmedik mi ? 

Kısmen.

Burada bir örnek durumu daha iyi açıklayacaktır sanırım.

 Freepark (engelli alanlarına başkası park edemeyecek).

Resimde de gördüğünüz gibi bu bir engelli park alanı kontrol sistemi.

Sürekli bir avm ye gidip gelen bir mühendisin engelli alanına park eden araçlardan rahatsız olması ile başlayan proje aynı avm de hayata geçirilmesi ile sonlanıyor.

Üretilen yazılım ve bariyerler ile engelli alanları yalnızca mobil cihazlarında bu sisteme ait uygulamayı bulunduran ve o alanı kullanmasına müsaade edilen kişiler tarafından açılabiliyor. Bu sayede engelli alanlarının kullanımı kısıtlanmış oluyor.

Bu sistem ile para kazanılmıyor mu peki ? Tabiki kazanılıyor. Sonuçta bunu yapacak bir firmaya ihtiyaç var. Pazarlayacak, destek sağlayacak insanlara ihtiyaç var.

İşte tam da buna “sosyal girişim” diyoruz. 

Bugünlük bu kadar.

Devam ederiz yine.

Siber Aylaklık Nedir ?

Yepyeni, nur topu gibi bir kavramımız daha var. Yeni değil tabi, ama ben yeni öğrendim.

Kısaca şöyle :

Bilgisayar ya da benzeri teknolojik ürünlerle (telefon, tablet vb) gereğinden fazla vakit geçirmek; ya da bir işi yapma süresini uzatmak.

Ya Hu diyordum, bunun bir adı olmalı. İşte adı “Siber Aylaklık” mış.

Bir de bunun “bilişsel kapılma” kısmı var; ama o şimdilik dursun kenarda. Sonra anlatırım.

Mesele şu; örnekleyelim :

İnsanlar teknolojik ürünlere ve onlarla vakit geçirmeye o kadar alıştılar ki boş kaldıkları anda ilgileri oraya kayıyor. Ya da basit bir işlem yapacakken dahi bir kapılma sonucu işlerini yapmadan, yaparken, ya da yaptıktan sonra da cihazdan, sanal alemden kendilerini alamıyorlar. Bu da “aylaklık” olarak tabir edilen bir ölü zaman doğmasına sebep oluyor.

Bir mail yazmak için bilgisayar başına oturduğunuzda ortalama gerekli süre üç dakika iken “dur arkadan bir müzik açayım, girmişken facebook’a bir göz atayım” gibi bahaneler ile bu mail yazma süresi yirmi üç dakikaya çıkabiliyor.

Ya da işe 10 dakika mola verdiniz, ya da sigara içmeye çıktınız; bir elinizde sigara içerken bir elinizde de cep telefonu ile sosyal medyayı karıştırıyorsunuz. Bu sırada hem sigara molası mola olmaktan çıkabiliyor, çünkü algınız telefonunuza kayıyor ve sigaranızın kendi kendine  yandığı, bittiği dahi oluyor. Ya da sigaranız bitse dahi telefona daldığınız için mola süreniz olması gerekenin üzerine çıkıyor.

Benze durumlar masa başında, yolda, hatta direksiyon başında dahi gerçekleşebiliyor.

Tabi bizi ilgilendiren kısmı “Eğitimde Siber Aylaklık” kısmı olacak.

Siz biraz düşünün. Devam edeceğiz konu ile ilgili yazılara.

 

Uzaktan Eğitimde İçerik

Uzaktan eğitim sistemlerini geziniyorum zaman zaman. Mesleki alışkanlık diyebiliriz sanırım buna. Ama hepsinde rastladığım bir durum var.

Bazısı “ona gerek yok, o da çok uğraştırır, şunu koysak yeter” diyerek içerikten çalıyor; sözde uzaktan eğitim yapıyor ama youtube da video yayınlasa daha faydalı olacağının farkında dahi değil.

Bazısı ise “onu da koyalım, bu güzelmiş bu da olsun, farklı bir şey yapalım” gibi bir fikre bürünüp bir birini tamamlamayan içerikler sunarak kullanıcıyı yormaktan başka bir iş yapamıyor.

Sizler için aradım taradım buldum. Uzaktan eğitimde olması uygun görülen içeriklerin listesi şu şekilde olmalıymış : 

  • Metin
  • Ses
  • Grafik
  • Video
  • Animasyon
  • Simulasyon
  • Oyun
  • Geri Bildirim

Biraz fazla mı olmuş ?

Hem animasyon hem simulasyon hem de oyun.

Yok daha neler.

Sen her hafta 10 farklı bölüme en az 5’er ders hazırlıyorsun. Bir de bunlara yukarıdakilerin her birini ekliyor musun ?

Aferin. Tebrikler. Süpersiniz.

Kaç kişilik bir ekip varsa artık.

Kısaca; tüm bu içeriklerin teoride ayrı hazırlanması ön görülmüş olsa da pratikte mümkün değil.

Bunun yerine listeyi biraz sadeleştirirsek sanrım şöyle bir içerik listesi çıkacaktır karşımıza : 

  • Metin = Ders notu + Grafik
  • Video = Animasyon + Ses + Grafik
  • Simulasyon = Oyun
  • Geri bildirim = Sınav / Forum / Mail / Canlı ders

Burada da yine dersin içeriğine ve işlenişine göre değişiklikler olacaktır.

Örneğin :

Simulasyon/oyun kısmı her içerikte uygulanamayabilir. Hatta pek çoğunda mümkün olmayacaktır. Bu kısım bir de yaş grubu ile de alakalı olarak çalışılması gereken bir kısım.

Aklınızda olsun.

Popüler LMS Sistemleri

Adı çokça anılan LMS sistemleri :

  • ATutor
  • Ilias
  • Efront
  • Dokeos
  • Drupal
  • BlackBoard
  • Advancity
  • Moodle

Tabi bunların hepsini incelemeyeceğiz. Sadece zaman kaybı olacaktır hepsinin iyi kötü yönlerini sıralayıp durmak.

İşinize yarayacak, benimde tecrübe ettiğim belli başlı LMS sistemleri şunlar : 

BlackBoard

Popüler ve kullanışlı bir sistem. Eğitim lisansı olmasına rağmen son dönemde bu konuda fazla cömert olduğu söylenemez.

Güzel bir tercih. Ancak ücret ödemeyi göze almak gerekiyor.

Özellikle kolej ve eğitim merkezleri için ideal. Alt yaş grubu hedefe uygun bir ara yüz ve kullanım kolaylığı sunmakta.

Advancity

Bunu biz yaptık. Türk yapımı lms sistemi olarak biliniyor. Genel anlamda moodle benzeri bir sistem. Aynı şekilde diğer yabancı menşeyli yazılımların benzerlerini de üreterek piyasadan önemli bir pay almayı başardılar.

Gayet başarılı ve kararlı bir sistem olarak dikkat çekiyor.

Moodle

Bilinen lms sistemlerinin en kararlı ve tercih edilenidir. Erken dönemde piyasaya giriş yapması en büyük avantajı. Tabi bunu başarısı ile de pekiştirdi.

Sonraki dönemlerde benzer ya da bazı yönlerde daha iyi özelliklere sahip rakipleri çıkmış olsa dahi pek çok seçeneği bünyesinde barındırması nedeni ile vazgeçilmez olmayı başarmış durumdadır.

Var olan pek çok teknoloji ile entegre çalışmakta. Bu sayede sistem değişikliğine gerek duyulmadan farklı özellikler eklenebilir, geliştirilebilir.

Üstelik tüm bunlar platform değişikliğine ya da tekrar tekrar kullanıcı girişleri yapılmadan gerçekleştirilebilmekte.

Kullanıcılara ait log kayıtlarını tutabiliyor olması, şartlı geçiş imkanları ile tamamlanan ders takibi ile fark yaratmaktadır.

Online sınav imkanları da bir başka değişilmez özelliği durumundadır. Sorular ve şıklarda kendi aralarında random karıştırma seçeneği ile sınavlarda güvenilirlik sağladığı da göz önüne alınması gerekmektedir.

Yüksek Lisans’ta Alan Dışı Ders Almak

Bu durum böyle mi ifade edilir bilemedim.

Ya da alan dışı ne demek onu bile bilemedim.

Kendimden şüphe ettim şu an. 

Açıklayayım.

Yüksek lisansta zorunlu olduğunuz şeyler vardır. Almak zorunda olduğunuz, ya da almanız için uğraşılan, ders eksikliği ya da hoca yetersizliği nedeni ile almanız için uygun görülen dersler vardır.

Hatta bazı durumlarda bu abartılabilir; “ben burda ne yapıyorum” diyebilirsiniz ders esnasında.

Not : Buraya kadarki kısım tamamen kulaktan dolma, “bir arkadaşımın başına gelmiş” olaylardan özetti. 

Gelelim benim bu konudaki tecrübeme. 

Ben bir BÖTE mezunu olarak kendi alanımda yüksek lisansa giremedim bir türlü. Tabi bunun pek çok sebebi var. Az sayıda yüksek lisans programı, dolayısı ile seçme şartlarının kalitesi, yüksek puanlı eğitim fakültesi mezunları, ……vb

“Ya Hu hırsızın hiç mi suçu yok ?” 

Var tabi olmaz mı.

Ama sonunda başardım.

Tabi konumuz benim başarmam değil.

Zaten yine BÖTE Yüksek Lisans kazanamadım. 

 

Mevzuuya gelelim.

Her program/enstitü belirli şartlar koyar ders seçiminde.

Benim için bu şartlar:

  • iki zorunlu bir seçmeli dersi bölümümden almam
  • toplam ders kredimin 30 olması

Açılan dersler arasında da iki eğitim teknolojisi dersi yer alınca işim kolaylaştı tabi.

Burada iş danışmanınızda bitiyor. O ne kadarını izin verir, uygun görür, yönlendirirse sizin için durum o kadar kolaylaşıyor.

Bölümde açılan 2 zorunlu ve 1 seçmeli dersi seçtikten; yani şartları sağladıktan sonra diğer enstitülerden dilediğiniz gibi ders alabilirsiniz.

Ancak tekrar belirtelim. Danışman onayı şart. 

Holosko Artı Bir Miktar Para

rejisörler senden yana
mevsimler ve uçan halılar
son sahne sarhoşuyuz belki de hala
o filmin sonunda ağlayacaktık galiba
gözümüze dünya kaçtı
beyazıt’ta
ne meydandı ama
elektrik kokuyor her yanımız
insan hakları mı diyorduk
beş heceli başka bir şey mi yoksa
anne bir on iki eylül yarasıdır
merkez sağ bahsini çokça söylemiştik
gözlerinden geçiyoruz
guantanamo’nun kapısı açık kalmış yine
emperyalizm de kahrolmadı
bir sigaran var mı?
çünkü bir sigara serbestledikçe beş vakit piyasa
holosko artı bir miktar para
dünya değiştirilebilir biraz sıkı tutunca
mezar geceleri, dört kollular
iyi bilecek olanlar asla

eksik pansumanlara razıdır ikna odalarında
son kez yüksek sesle batının ilmini mutlaka
sigarayı yakınca otobüsün gelmesi
ontolojik bir sorun değildir ayrıca
holosko artı bir miktar yara
statükoya armağan olacaktır varlığım
bakışları kapital, iyi halden marksist
kerbela görüce zülfikarı susan gönüllere deva
her şeyi devletten beklemek uzunca bir kış gibi
yakacak içimizi tevhid-i tedrisatın ateşi
söz, kıymetli bir mayındır
meclisten içeridedir
şubatlar çok sert geçer
senetler ve de aşklar
merhem olunuyorsa
ve salyangoza sürekli zam yapılıyorsa
mahallemiz işgal altındaysa
burada yabancıları sevmezler
evet evet tam olarak burada
ceo olmak istemiyorum diye uyanılan kabuslarda
hangi sosyolojik yaraya varılır bilmem
uçan halılarda yerimiz yok, anladık
ve babaannesi baş örtülü adamlar
memleket meselesidir hala
tab edilmemiş yaslardan geçiyoruz kaç zamandır
adettir çünkü yazıldığı gibi ölünür burada
ışık şiirden yükselirse
yanık kokuları yusufiye’dir
doğudan gelenlerin hepsi bize hatıra
bir ölünün ardından bakakalmak gibiyiz
bazı ikindiler hep böyledir, sen bize aldırma
adımızı tahtaya yazıyorlar, pek konuşmuyoruz oysa
yine de çok yakışıyoruz tahtaya
bazı ikindiler hep böyledir
yazıldığı gibi ölünür, sen bize bakma
gösterdiğin yolda hiç durmadan yürüyeceğime
holosko artı bir miktar para
yaralı serçeleri manşete taşımıyor dünya
dünya bunu hep yapıyor
çirkin kurbağalar öpmekten yorgunuz sanma
misafirliğin zekatı ayakta beklemek
dünyaya tabiyiz her gün
bekleme odaları kadar gergin
karateciler nedense hep yeşil kuşak
seksen sonrasıyız dedik ya en fazla nakarata eşlik ederiz
burada konuyu değiştirmek isterdim aslında
yağmurda bazen mecaz da ıslanır
iyi ki bir metin yüksel’iniz var lan diyenlerden geçtim
geçtim dünya üzerinden
lapa pilava da risotto diyorlar ısrarla
tamam lan siz haklısınız, şiir rönesanstan büyüktür
şiir ve rönesans aynı cümlelerde hep biraz eksik
son teklifimdir dünyaya
uslu çocuklar çarmıha
holosko artı bir miktar yara
çirkin kurbağalar öpmekten yorgunuz sanma
romancılara bayılan baş örtülü kızların
hayır hayır bu şarkı bizim değildir
bu kemancılar ve bu beşinci sınıf artistlik acılar
nükleer silahlarla şiir de yazılmaz
tek kişilik acılarla kaplıdır çünkü uçurtmalarımız
jilet bağlanmıştır telaşımıza henüz erkenden
çocukluk denmez ya buna, olsa olsa kundaklama
şimdi ölebiliriz aslında bir proleter gibi
dikeriz gözlerimizi belki hayata
uhud’un okçularından rol çalıyor nasılsa dünya
o filmin sonunda ağlayacaktık galiba

Güven ADIGÜZEL

Bu Makaleler Ne İşe Yarıyor ?

Ne iş yapıyoruz ya Hu biz.

Dur dur heyecan yaratmayayım. Kendimi katmayayım. Ben daha bir şey yapmadım.

Ama eninde sonunda yapacağım. Ben de süzgeçten geçeceğim.

Bkz : Süzgeçten geçmek.

Araştırın biraz her şeyi ben anlatmayayım.

Geçenlerde bir yazı okudum.  @cerenabaza sağolsun o paylaşmış. Tam da ben bu mevzuulara dalmaya hazırlanırken hem de.

Neyse konuya gelelim.

Yakın zamanda yüksek lisansa başladım. Yani makaleler bildiriler havada uçuşacak. Oldum olası sevmedim bu işleri, tabi yinede seve seve yapacağım.

Neyse uzatmaya gerek yok. Yazıya geçelim. 

Not : Yazı fen bilimlerini kapsamıyor düşüncesindeyim. Zira verilen örnekler de bu konuda beni destekliyor. Ama bu onların da benzer durumlar yaşamadığını göstermiyor. Tekrar eden deneyler, değiştirilmiş (sözde geliştirilmiş) deney tekrarları bunun göstergesidir.

Hatta daha etkili bir örnek : Ziraat fakültesi mezunu bir arkadaşımın “ıspanak farklı 20 sıcaklık değerinde yetiştirilmiş yayınlanmış ama X değerinde hiç yetiştirilmemiş, ben de onu deneyeceğim” diyerek bir makale hazırladığını da biliyorum. 

Yani anlayacağınız az ya da çok tüm akademik çalışmalar bu duruma düşüyor. 

Gelelim duruma :

Makale şunu söylüyor : 

“Yaklaşık 25 sayfalık bir çalışma için aylarca çalışan akademisyenler dergilerden kabul aldıklarında büyük mutluluk yaşıyorlar; ama maalesef ortalama 10 kişi tarafından okunuyor bu makaleler.

Hatta bazı durumlarda yazar ve dergi hakem heyeti; yani yalnızca 5 kişi tarafından okunuyor.

Bir diğer konu da atıflar.

Yine yapılan çalışmaların çok az bir kısmı atıf alabiliyor. Hatta atıf alanlar arasında da makalenin okunma oranı %20’yi geçmiyor. ”

Durum çok fena anlayacağınız. 

Tabi bu durduk yere olmuyor. Pek çok nedeni var.

Yine aynı yazıda nedenleri için ise şöyle bir açıklamaya yer verilmiş : 

“Maalesef, bugün yayımlanan makalelerin çoğunluğu, bir profesörün kavramsallaştırdığı gibi, “yaratıcı intihallerden” fazlası değil. Açacak olursak, önceden yapılmış araştırmaların yeniden düzenlenmesi ve üzerine yeni bir sav iliştirilmesi…”

En başta söz etmiştik bu durumdan. Tekrar eden sözde düzenlenmiş çalışmalar. 

Bir diğer neden olarak ise uzmanlaşmanın getirdiği ayrımlar ve parçalanan alanlar da bunun sebebi olarak gösteriliyor.

Velhasıl durum şu :

Uzmanlaşmak için yayınlamak zorundasın, ama uzmanlaşırken de aynılaşıyorsun.

Kör gözün parmağına. 

Ya da :

O meşhur “süzgeç” tam da görevini yapıyor.