Bu Ülke Notları I

“Bu Ülke Notları I” dedim, çünkü bir oturuşta bitirilecek bir kitap olamaz; okuduklarını hazmetmek ve anlamak; bir de üzerine bir şeyler yazabilmek mümkün değil.  Muhakkak bu yazının II, III ve hatta IV, V şeklinde devam yazıları olacaktır.

Kitap okurken dikkatimizi çeken, bize ulaşan, kısaca kalbimizi, ruhumuzu titeten yerlerin altını çizeriz ya; işte ben de şimdi benzer bir şekilde aktaracağım kitap ile bilgileri sizlere. Tabi haddim olmayarak kendimce yorumlarımda da olacak içinde.

Yalnız üzülerek söylüyorum ki başta not almadan okudum. O nedenle yaklaşık ilk 30 sayfadan bilgiler olmayacak burada.

Başlayalım.

…Nazım bir davanın kanatlarında yükseldi, şairi mitoslaştıran uğradığı zulümler idi…

Nazım hakkındaki görüşleri bu şekilde olmuş Cemil Meriç’in. Sanırım yıllardır arkadaşlarımın çevremin Nazım okuyup da “çok iyi abi” demesini anlayamamamın açıklaması olmuş. Bir anlam veremeyeceğim kadar uyumsuz bir şiir hitap etmedi bana hiç bir zaman. Ancak bir türlü açıklamayacak bir cümle kuramamıştım durumumu. Bir şairi hem de şiir den zerre kadar anlamayan bir ben olarak silip atmıyordum tabiki. Ancak bu durumda tam da Üstad tercüman oldu bana.

… Ahmet Mithat fakülte değil üniversite. Ben onun çocuğuyum…

Tabi bir de Balzac var yukarıda ki cümle de yerini alması gereken Cemil Meriç için. Ahmet Mithat tan daha aşağıda değil Üstad için. Ama onu kitabı okuyup da anlamanız gerek. Burada anlatmak çok uzun sürecektir.

… ya Reyhaniye kahvehanesinde ömür çürüten, vaktiyle lisede okuyan ve çalışan fakat iktidadaı olmadığı için vazgeçe basit, adi bir genç… ya da gözlerini, hayatını hakikat uğruna feda ederek nesl-i ati bir zafer ve fedakarlık numunesi olacak hakiki bir insan…

Yukarıdaki kendi kaleminden “Cemil Meriç kimdir ?” sorusunun cevabıdır. Bir insan kendisini , ki henüz tamamlanmamış bir kitabın sonunu anlatmak gibi bir durum yaşarken kendisi sonu hakkında cümleler kurmak,  bu kadar güzel anlatabilir.

Biri “öngörü” dedi, “öngörü”  dedi biri. Kimdi o ? Söyledi ve kaçtı mı !

…Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evlatlarıdır…. Şahsiyet; görünen cemiyet içinde görünmeyen cemiyeti seçip tahtını onun bağrında kurmakla fethedilir…

Bunun üzerine cümle bile kuramam. Notlara devam.

…Benim neslim için Avrupa insan zekasının zirveye ulaştığı ülke demekti. Türk aydını Tanzimat’tan beri Batı’yı heceliyor ama zirveleri tanımıyor…

Burada “zirveyi tanımıyor” iki kelimesi üzerine bir kitap daha çıkar mı dersiniz ?

…Avrupa’yı Ortaçağ’ın kabuslu gecelerinden kurtaran mucizenin adı yabancı dildir. Aydınlarımız bu meziyet anahtarından mahrum kaldıkça inkılaplarımız … bir ücube olarak kalmaya mahkumdur…

Cümle harika, tespit harika. Ancak; burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Bu cümleye aldanmamak, daha doğrusu bu cümleyi tek başına ele almamak ve kitabı okumak lazım. Zira Cemil Meriç kitapta “…yabancı dil bilenler de Türkçe okumaktan vazgeçiyor…” ya da “…Avrupa gençlerimizi çalıyor, Avrupalılaştırıyor…” manasına sahip çook büyük cümleler kuruyor.

Kitabı okumazsanız bu notlar eksik kalacaktır. Hatta sizi yanlış anlaşılmaların dibine vuracaktır. Şimdiden uyarayım.

…Düşünmüyordum. Başkasının neler düşündüğünü öğrenmeye çalışıyordum. Uzun süren bir talebelik…

İşte bu cümle ile başlıyor gözleri kapanmaya başlayan Cemil Meriç’in birilerinin gözleri açmaya başlaması. Bir Konya treninde bir öğrencinin acıtan ama gerçek eleştirisi sonrası bir şeyler yerinden oynuyor : “siz bizden değilsiniz.”

…Sağcı ve solcu gibi sınıflandırmaları hiçbir zaman benimsemedim. Bunların hakikati kapamaya yarayan uydurmalardır …

Aha da sağ aha da sol. Sağ nedir sol nedir öğrenmek istiyorsanız, bu kavramları reddetmeyi nasıl başarırsınız ya da başaramazsınız öğrenmek istiyorsanız…; ya da niye isteyesiniz ki, boş verin okumayın, kafanız karışır.

Siz bunları bi düşünün, sonra devam ederiz artık.

cemil_meric



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir