Dingin Savaşçı (Peaceful Warrior)

Uzun zamandır yazamadım, bir şeyler paylaşamadım. Tabi öncesinde de çok fazla yazamıyordum aslında ama olsun arada bir girmek, yazmak, paylaşmak gerek.

Bu akşam az önce izlediğim bir film ile ilgili yazmayı planlıyorum; tabi eğer sıkılmaz, yarıda bırakmazsam. Ya da anlatacaklarımı toparlayamayıp vazgeçip yarıda kesmezsem yazımı.

Neyse başlamak gerek bir yerlerden.

Vira Bismilah…

“Peaceful Warrior” filmi bir başarı hikayesi. Ancak sandığınız gibi bir kişisel gelişim tadında saçma sapan bir “amerikan” filmi gibi algılamamak lazım.

Malum (yine tırnak içinde kullanarak) “amerikan” tarzı dediğimiz bir tarz var. Bu kavramı da Ahmet Şerif İZGÖREN’in bir konuşmasından alıntılayarak kullanıyorum.

Ne diyordu orada Ahmet hoca;

“Kahramanımız zor durumdadır, başarması gerekir, ezilir, kavga eder ve sonunda başarır. Tabi bu arada da bilinç altımızda bizi de kahraman karakterimizle özdeşleştirir ve başarmış insanlar olarak huzur içinde yatağımıza gider uyuruz. Tabi bu arada da kahramanın (aslında bu kahraman lafını da tırnak içinde kullanmak gerek ama şimdilik devam edelim) saat markası, yemeği, giydiği ayakkabı markası gözümüze gözümüze sokularak bizimde başarılı olmak, kahramanımız gibi bir sona ulaşmak için o markaları kullanmamız gerektiği kafamızın içine yerleştirilir.”

Kısaca tek tip insan yaratma projesi de denilebilir. Ya da kapitalist düzen destekçisi provokasyon filmleri olarak da özetleyebiliriz.

Ha bu arada, bu durum sadece filmler ile sınırlı değil. Tabi hollywood un bu düzene olan katkısı diğer her şeyden daha çok ama yine de kitapları, reklamları, sözde gelişim seminerlerini, kelli felli profesörlerin yaptığı yine sözde çalışma sonuçlarını, siyasetçileri, … unutmamak gerek.

Ha bu arada; kimin filmi, kim oynuyor filmde, yazarlar kimdir, bütçe ne kadarmış gibi standart hollywood soruları sormayın. Tanıdığınız yüzler yok filmde. Ünlü bir yönetmenin işi de değil. Büyük ihtimalle de küçücük bir bütçesi var.

Al sana hollywood standartlarının dışında da güzel film yapıldığının bir kanıtı. Aradan seçmek gerek bu tür filmleri. Ya da oturun Bollywood izleyin. Daha samimi en azından. Bizim Yeşilçam filmlerine benziyor.

(Bu arada; özel isimlerdeki büyük küçük harf yanlışları isteyerek ve bilerek yapılmıştır. Çok takılmayın. Ya da takıla da bilirsiniz. Kelimelerin gücü diye bir gerçek var. Azcık araştırmak isteyenler bakabilir.)

Neyse konuya dönelim yoksa filmden bahsetmeden yazı bitecek.

Bakın filmin farkını anlatmak için bir tek cümle geldi hatırıma şimdi;

“…bizi mutlu eden ulaştığımız şey değil, yolda olmaktır…”

Ya da başka bir örnek;

” – Nerdesin Dane ?
– Burdayım.
– Kimsin sen ?
– Şimdi…”

Yani diyorki; “morgage kredisi alma kardeşim, hangi arabayı alacağını düşünme, saatinin ya da takım elbisenin markasının bir anlamı yok…”

Son durum : yazar 2 – 0 hollywood

Tabi ben abartıyorum işi biraz. Makaraya sarıyorum. Siz öyle yapmayın, daha çok abartın. Sadece birey üzerinden değil sistem üzerinden de anlamaya çalışın. O zaman anlarsınız jimnastik koçunun nasıl bu kadar hızlı bir şekilde “iyiden kötüye, ya da hiç kötü adam olmamış gibi bir an da kötüden iyiye dönüştüğünü anlarsınız.

Neyse; ben spoiler vermeye başladım. En iyisi siz filmi izleyin.

Peaceful_Warrior_Wallpaper_1_1280



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir