Whiplash | “Parmakların Kanayana Kadar”

Önce bi fragman izleyelim. Filmi hatırlayalım :

Whiplash’in Türkçe’si nedir bilmiyorum. Ama  “Parmakların Kanayana Kadar” sloganı ile çıkan filmin Türkçe karşılığı da tam bu slogan diyebiliriz.

Daha önce size Dingin Savaşçı (Peaceful Warrior) filmini anlatmıştım. Sistemin canına okuyan bir film olarak yorumlamıştık hatta. İşte yine bu tür bir film ile karşı karşıyayız.

Filmi daha önce izlemiş olanların bu sefer direkt sistemle alaka kurmanız zor olabilir. “Ne alakası var arkadaş” diyenler olacaktır da. Ama sakin olun, şimdi aydınlatacağım zihinlerinizi. Merak etmeyin.

Kısaca hikayemiz şu :

Baterist olmaya çalışan, yetenekli (ki bence başta yetenekli falan değil, saf ama hırslı demek daha doğru sanırım.) bir gencimiz var. Bir de başarısızlığı kabul etmeyen, inatçı, sert, huysuz bir öğretmen. 

Şimdi demeyin bana “bunun gibi elli tane film izledik, bunun ne özelliği var” diye. Sabredin, zihin çarklarınız birazdan parıldamaya başlayacak.

Ha bu arada, belirtmeden geçmeyelim; filmimiz önce kısa film olarak çıkıyor ortaya. Kalpleri kazanıyor, sonra uzun metraj haline geliyor. Baktım ama alt yazılı bir halini bulamadım kısa versiyonunun. Dileyen arayıp bulabilir. Ama bence filmin final sahnesi de tek başına bir kısa film olarak değerlendirilebilir.

Madem final sahnesinden söz ettik. O zaman sondan başa doğru gidelim. Buyrun size final sahnesi.

Son dakikalarda parmakları paramparça olmuş, tere boğulan gencimiz başrol oyuncumuz. “Ben bunu bir yerden tanıyorum” gibi saçma sapan cümleler kurmayın, siz gidin milyon dolar kazanan hollywood (Kelimelerin gücü konusunu bir ara uzun uzun anlatacağım size. Zira burada hollywood yazımında bence bir yanlışlık bulunmamakta.) yıldızlarının adlarını ezberlemeye devam edin. Bir ara “barış elçisi !” olurlarsa adını bilmemeniz ayıp olur, mahcup olursunuz ortamlarda.

“Miles Teller” kahramanımızın adı. Önemli bi kaç filmde yer almış. Yüzü tanıdık gelebilir o yüzden. Bir de manyak öğretmen var, o da “J.K. Simmons”. Güzel filmleri var bir göz atın.

Yönetmenimiz de, daha 30 yaşına yeni devirmiş genç yetenek “Damien Chazelle”. Şu arada “La La Land” filmi ile ödülleri silip süpürüyor. Adını ezberlersiniz yakında.

 

Neyse konumuza geri dönelim.

Özellikle 10:00 – 14:00 dakikaları arasına dikkat. Acı ile karışık mükemmelliğin kanıtıdır. Bir de başarının muhakkak sizi istemeyenler tarafından bile takdir edildiğinin.

Şimdi kurduğumuz son cümle önemli. Buna bir değinelim, havada kalmasın.

Filmi izlemeyenler için “spoiler” içerir. haberiniz ola.

Kahramanımız neden orada ? 

Çünkü öğretmenini şikayet etti ve öğretmenin intikam oyunlarına kurban oldu. Bu yüzden o sahneye çıkmayı başardı.

Peki öğretmenini neden şikayet etti ?

Çünkü öğretmeni manyağın teki (manyak kavramını bayağı anlamda kullanmıyoruz burada.).

Peki bu kahramanın bu manyağın yanında ne işi var ? 

Çünkü onunla çalışmak için deliriyor.

 

Ve geldik can alıcı soruya.

Mazoşift mi bu adam arkadaş, ben anlamadım ? 

 

Şimdi mevzu şudur :

Yetenekli ama yetenekli olduğunun bile farkına varamamış ezik kahramanımız kendi başına eziklenirken öğretmen bunu görüyor, dinliyor ve ekibine davet ediyor. Tabi bizim ezik de koşa koşa gidiyor. Ama dedik ya adam manyak diye, kahramanımızın da devreleri yanıyor bir yerden sonra.

Kahramanımız bir istisna değil ama. Daha önce devrelerini yaktığı çok genç var bu adamın. Ama hiç biri şikayet etmeye bile cesaret edememiş.

Neden peki ? Neden böyle bir adamı kimse şikayet edemiyor ? Üstüne bir de onunla çalışmak için can atıyor ? 

Zaten dananın kuyruğu da burada kopuyor. Gündelik bir doz sistem eleştirimizi de buradan yapıyoruz.

Bu manyak öğretmen o kadar başarılı işler yapıyor ki, başarıyı, bedeli ne olursa olsun başarıyı isteyen, buna şartlanan, düşünmeyi ve etrafına bakmayı unutan ve sistemin için de salak salak dolaşan o gençlerimiz bu adama hayran hayran ağzından salyalar saça saça dolaşıyorlar.

Tabi bizim süpermen (burada da yazım yanlışı yoktur, takılmayın) de bunlardan birisi.

Neyse;

Ben yine sarpa sardım, cümleler karışmaya başladı. O yüzden siz en iyisi filmi izleyin. Güzeldir.

Not : Bu ara “Unutulmaz Titanlar“ı yazmayı planlıyordum ama bilgisayar başına oturduğum anda benim devrelerde biraz karıştı. O yüzden “Whiplash” yazmak geldi içimden. Bir ara onu da yazarım yine. 





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir