Meksika’ya Gidelim mi?

Meksika Sınırı’na kaçıyorum, çünkü…!

Var mı cevabı olan.

Benim bi cevabım var. Ama sussam gönül razı değil, söylesem çare değil.

Peki soruyu değiştirelim.

Meksika Sınırı’nız var mı sizin ? 

Arada kaçtığınız, dinlendiğiniz. Açıp en sevdiğiniz kitabı bi daha okuduğunuz ya da boş boş ufka baktığınız.

O da var bende. Hem de gittiğim her yerde.

Bi dakka şimdi. 

“Meksika Sınırı” kavramını anlamayanlarınız var mı yoksa ? 

Ha tamam tanıyorum ben onları.

Şu elinde “olasılıksız” ya da “zar adam”la gezip “ben çok okurum ki” diyen, en sevdiği film “alacakaranlık” olan, eğlence anlayışı gecede üç mekan gezmek olan, dertleşmeyi dedikodu yapmak, dinlenmeyi akşama kadar uyumak sanan.

Tamam tamam bildim ben onları.

Boşverdik gitti.

Devam.

Bak şiiri bile varmış bu arada. Okuyalım : 

hep bir meksika sınırım olsun isterdim,
alamancı komşumuzun siyah beyaz tevesinde
kovboylar hep meksika sınırına giderdi
kimse dokunamazdı sınırı geçtiler mi
meksika sınırı isterdim en sevdiğim şairlere
hep hapiste olurlardı nedense
hapis yatmış olurdu yoldaşım gönüldaşım
saf tutmak istediğim namazda omuz omuza
hapse düşersin derlerdi
tutup ciğerimden yazsam
en sevdiğim filim artisi
hapsi boylardı illaki
filmin en güzel yerinde
camimizin imamı
edebiyat öğretmeni
meksika sınırımız olmadığından belki
ortasında dururlardı
en canalıcı lafın
bir damar kabarırdı cümlelerinde
meksika sınırı olsaydı türkiye’min
ondokuz yaşımda sevdiğim kızla
atlar geçerdim sınırı kimse dokunamazdı
yerine gayrettepe’de dayaklar yedim
günlerce uyutmadılar siyasi şubede
şimdi
meksika sınırına iki saat mesafede
tekrarlayıp duruyorum kendi kendime
bir meksika sınırı lazım her memlekete
meksika’nın kendisine de.

(Mehmet Efe)

Canın sıkıldı mı aklın hemen gider oralara. Fırsat ararsın kaçmaya. “Gideyim bi bardak çay içeyim” dersin.

“Uzun uzun ufka bakayım” dersin.

“Bir şarkı vardı onu açayım, takayım kulaklığı da…” diye geçer aklından.

Anlatsanıza neresi sizin Meksika Sınırı’nız.

Ne yapılır orada ? 

Nasıl bi yerdir ? 

Ya da anlatmayın boşverin.

Sınırı aşarlar, canınızı sıkarlar.

 

Ha bu arada.

“Hacı sen batı sevmezdin, batı kültürünü de sevmezdin. Hayırdır  Meksika Sınırı falan ? “

Sakin gençler sakin.

Meksika batı değildir. Batının en büyük belasına direnme çabasında Doğu’dan kopup taa oralara konmuş bir avuç topraktır. 

Unutmayın !  “Direnmek yaşamaktır…”

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir