Bu Makaleler Ne İşe Yarıyor ?

Ne iş yapıyoruz ya Hu biz.

Dur dur heyecan yaratmayayım. Kendimi katmayayım. Ben daha bir şey yapmadım.

Ama eninde sonunda yapacağım. Ben de süzgeçten geçeceğim.

Bkz : Süzgeçten geçmek.

Araştırın biraz her şeyi ben anlatmayayım.

Geçenlerde bir yazı okudum.  @cerenabaza sağolsun o paylaşmış. Tam da ben bu mevzuulara dalmaya hazırlanırken hem de.

Neyse konuya gelelim.

Yakın zamanda yüksek lisansa başladım. Yani makaleler bildiriler havada uçuşacak. Oldum olası sevmedim bu işleri, tabi yinede seve seve yapacağım.

Neyse uzatmaya gerek yok. Yazıya geçelim. 

Not : Yazı fen bilimlerini kapsamıyor düşüncesindeyim. Zira verilen örnekler de bu konuda beni destekliyor. Ama bu onların da benzer durumlar yaşamadığını göstermiyor. Tekrar eden deneyler, değiştirilmiş (sözde geliştirilmiş) deney tekrarları bunun göstergesidir.

Hatta daha etkili bir örnek : Ziraat fakültesi mezunu bir arkadaşımın “ıspanak farklı 20 sıcaklık değerinde yetiştirilmiş yayınlanmış ama X değerinde hiç yetiştirilmemiş, ben de onu deneyeceğim” diyerek bir makale hazırladığını da biliyorum. 

Yani anlayacağınız az ya da çok tüm akademik çalışmalar bu duruma düşüyor. 

Gelelim duruma :

Makale şunu söylüyor : 

“Yaklaşık 25 sayfalık bir çalışma için aylarca çalışan akademisyenler dergilerden kabul aldıklarında büyük mutluluk yaşıyorlar; ama maalesef ortalama 10 kişi tarafından okunuyor bu makaleler.

Hatta bazı durumlarda yazar ve dergi hakem heyeti; yani yalnızca 5 kişi tarafından okunuyor.

Bir diğer konu da atıflar.

Yine yapılan çalışmaların çok az bir kısmı atıf alabiliyor. Hatta atıf alanlar arasında da makalenin okunma oranı %20’yi geçmiyor. ”

Durum çok fena anlayacağınız. 

Tabi bu durduk yere olmuyor. Pek çok nedeni var.

Yine aynı yazıda nedenleri için ise şöyle bir açıklamaya yer verilmiş : 

“Maalesef, bugün yayımlanan makalelerin çoğunluğu, bir profesörün kavramsallaştırdığı gibi, “yaratıcı intihallerden” fazlası değil. Açacak olursak, önceden yapılmış araştırmaların yeniden düzenlenmesi ve üzerine yeni bir sav iliştirilmesi…”

En başta söz etmiştik bu durumdan. Tekrar eden sözde düzenlenmiş çalışmalar. 

Bir diğer neden olarak ise uzmanlaşmanın getirdiği ayrımlar ve parçalanan alanlar da bunun sebebi olarak gösteriliyor.

Velhasıl durum şu :

Uzmanlaşmak için yayınlamak zorundasın, ama uzmanlaşırken de aynılaşıyorsun.

Kör gözün parmağına. 

Ya da :

O meşhur “süzgeç” tam da görevini yapıyor. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir