Fakat Müzeyyen !, Bu Derin Bir Saçmalık

Yakın zamanda instagramda denk geldiğim bir bilgi bana “neremiz doğru ki” cümlesini tekrar hatırlattı.

Bugün konumuz üniversiteler. Bütçe. 

Bu küçücük bilgi ile bakalım devlet üniversitelerinde paralar  nerelere harcanıyormuş.

Önce ön bilgiye bakalım. 

Kaynak: https://www.instagram.com/dogrulukpayi/

Kaynak: https://www.instagram.com/dogrulukpayi/

Görüldüğü gibi 150 kadar üniversitemizin toplam bütçesi bir ecnebi üniversitesinin bütçesi kadar etmiyor.

Kaba bir hesap ile 36,000,000,000 / 150  = 240 milyon lira.

“Ya hu bu ikisi karşılaştırılır mı? Mantıklı mı bu söylediklerin” diyeceksiniz. İyi de kardeş, 150 katı da olmasa gerek. Hele ki biz bu kadar paraları bol keseden bu üniversitelere veriyorken. Gerçi konumuz da o değil. Biz bugün bu paralar nerelere harcanıyor kısaca, kibarca onlara bakacağız aslında. Az sabredin geliyor.

Peki bu “ilim yuvası !” üniversitelerimizin tek geliri bu mu? Değil tabi. Mesela sadece 2019’da yine bu üniversitelere verilen ek ödenek bilgileri de aşağıdaki gibi.

https://www.hurriyet.com.tr/egitim/universitelere-33-milyar-lira-odenek-en-cok-butceyi-hangi-universite-aldi-40984680

https://www.hurriyet.com.tr/egitim/universitelere-33-milyar-lira-odenek-en-cok-butceyi-hangi-universite-aldi-40984680

Toplam 33 milyar lira ek ödenek.

“E tamam işte, 36+33 etti sana 69 milyar lira.  Daha ne olsun. “

Hala derdimiz bu değil. 69 değil 569 olsun, lafım ona değil.

Geldik asıl meseleye !

Üniversitelerimizin bütçelerinin ne kadarı nereye gidiyor bir de ona bakalım.

https://www.instagram.com/dogrulukpayi/

    https://www.instagram.com/dogrulukpayi/
  1. personel Gideri
  2. Personel gideri
  3. Personel Gideri
  4. Personel
  5. Perso
  6. Pers
  7. Per
  8. p

Kafayı mı yediniz arkadaşım siz.

Bu kadar paranın %69’u nasıl maaş olarak veriliyor.

O kadar çalışana ihtiyaç mı var.

Rektörün kızı, dekanın oğlu, başhekimin kaynının kızının kocası.

Belediyelerde alıştık artık çalışan fazlalıklarına da üniversiteler bunlar farklı mı?

Neyse o kısmı boşverelim. Doldursunlar eş dost akrabaları ses etmeyelim. Peki ne işe yarıyor bu eş dost akraba ona bakalım.

Akademisyenlerin maaş karşılığı iş yükleri : 

https://www.memurlar.net/haber/30329/ogretim-elemanlarinin-ders-yuku-tespiti-ve-ek-ders-ucreti-odemeleri.html

https://www.memurlar.net/haber/30329/ogretim-elemanlarinin-ders-yuku-tespiti-ve-ek-ders-ucreti-odemeleri.html

“12 saat mi ?”

Dur sırayla gidelim biz.

Okutman, üniversitelerde dil dersleri vermek, eski dilde yazılmış metinleri çözümlemek gibi asıl öğretime yardımcı işlerle uğraşır.

“ders vermek üzere” kadroda yer alan bir okutmanın, ki bu akademik çalışma yapması gerekmiyor demektir, mecburi ders saati 12. Şaka gibi. 12 saat ney lan, 2 gün demek bu. Kalan üç gün ne olacak ?

Ha bu arada belirteyim, okutmanlar kalan üç gün boş değiller merak etmeyin. İşlerini yapmaya devam ediyorlar. Ama zaten görevi olan işini yapmak üzere bu arkadaşlar bir de ders saat ücreti alıyor. Yani maaş + maaş şeklinde çalışıyorlar.

Öğretim görevlisi, doktora derecesine sahip olma zorunluluğu olmayan ve özel uzmanlığı gerektiren konularda ders vermek üzere geçici veya devamlı olarak yükseköğretim kurumlarında görevlendirilen kişidir.

Temel görevi ders vermek olan bu arkadaşların ders yükü ne ? Yine 12, 2 gün yani. Kalan kısım okutman ile aynı. Görevini yap, ama maaş + maaş karşılığı.

Dipnot : Bir de ikinci öğretim saçmalığı var (ki ben de bir ikinci öğretim mezunuyum) Allah’a emanet. 3 kat ders ücreti, yarım yamalak yapılan dersler, maaş + maaş + maaş alabilmek için akşama kadar ders verip, akşam da ders vermeye kalkan; kendine hayrı kalmamış hocaların “ders bitse de eve gitsek” davırları arasında sözde işlenen dersler. 

Öğretim üyelerine girmiycem şimdi. Onlara dair söz söyleyecek konumda değilim maalesef. Ama iki gün, bazıları bir gün, bazıları hiç derse giren bu arkadaşların asli görevi akademik çalışmalar yapmak, lisansüstü öğrenci yetiştirmek, danışmanlıklar yapmak.

Peki kaçı yapıyor ?

Kısaca özetliyorum : 

Yüksek lisans öğrencisini adam yerine koyan, gerçekten ilgi gösteren öğreten sayısı çok az. Akademik çalışmalarda patentlerde dünyadaki yerimiz ortada, danışmanlıklar ancak eş dost firmalara.

Ha bir de bunlar için de ek maaş alıyorlar. Çalışma yaptın aferin, al sana para; lisansüstü öğrencin var aferin, al sana para.

Sonra bütçenin %69’u neden maaşlara gidiyor.

Ha bir de bu üniversitelerin gelir kalemleri var. Olması gerek. “O kadar laboratuvar, o kadar personel, o kadar imkan. Herhalde kazanıyorlardır” diye düşünüyor insan.

O da yok.

Üniverisitelerin gelir kalemleri üzerine YÖK tarafından yayınlanan bilgilere bir göz atın. İçiniz acıyacak : https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/DuyuruDetay.aspx?did=925

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir