Etiket arşivi: bilgisayar öğretmenliği

BÖTE Okumak | Ya Da Bunun Gibi Bir Şey II

BÖTE okumak tam olarak şudur :

Mühendislerin, “biz bilgisayarcıyız, siz öğretmen”; öğretmenlerin, “siz bilgisayarcısınız biz öğretmen” cümleleri ile sürekli ve sürekli karşılaşmaktır.

He abi he. Bilgisayarcıyız biz. Bilgisayar satıyoruz. 3 kavanoz 100 lira. Alcan mı ?

Arada kalmış bir bölüm anlayacağınız. Tabi bu bize engel değil. Sen ne kadar iyiysen bölüm de o kadar iyi. Hatta iyi olup olmamanın bölümle alakası yok desek yeridir.

En azından benim okulumda, ki eleştirinin dibine vuruyorum biliyorsunuz kendi okulum ve bölümümden bahsederken, çok güzel adamlar çıktı.

Bkz : İrfan Subaş, Serhat Dündar, Serkan Kesen, Şafak Sevinç, İkbal Barışkan… ve daha adını sayamadığım başarılı bir sürü insan. 

Anlayacağınız “başarı kafada biter bölüm ya da hocada değil”. 

Bölümden koptuk başarının anahtarlarını sıralamaya başladık. Buradan da kişisel gelişime bağlarsam, bir de kitap yazıp satarsam vurdum paranın gözüne.

Böyleydi bu işler dimi. Örneği çok. Bir ara onlardan da bahsederiz. Yan kesiciden hallice bir sürü dalavere.

Neyse, siz az düşünün sonraki yazıda devam ederiz…

BÖTE Okumak | Ya Da Bunun Gibi Bir Şey

Bilgisayar sadece kodlama değildir.

Herkes, neredeyse tanıştığım herkes bunu sorup duruyor.

-Merhaba. Bilgisayar öğretmeniyim ben

– Aaaaa, ne güzel. Ben de hep kod yazmak istemiştim. Nasıl yapıyorsunuz çok özeniyorum, hep istemişimdir, ………………………………………fsjkg hsdfjg hlafdkjfhsdfkjghfalkghsfalga

Uzayıp gidiyor bu konuşma.

İyi de; ben sandığınız gibi gece gündüz kod yazmıyorum. Ya da en azından gerekmedikçe yazmıyorum.

Bilgisayar demek kara ekranlarda kod yazmak demek değil.

Değil, vallah billah değil.

Bu işin çizimi var, modellemesi var, ofis çalışmaları var, donanımı var, LMS’i var, teknik servisi var, bilgi işlemi var. Var da var.

 

Mevzuyu size verdiğim dersler üzerinden anlatmaya çalışacağım.

Tabi bir de kötü bir öğrenci olmama rağmen okul hayatımdan örneklerde vereceğim.

 

Haydi başlayalım.

Üniversite hayallerim “bilgisayar olsun da hengi bölüm olursa olsun” kafasıyla başladı ve “bilgisayardan soğumuş, az biraz bir şeyler öğrenmiş; ama yetersiz bir eğitim aldığı kanaati ile “ya hu bir atansak da rahat etsek” düşüncesi mezun dahi olamamış bir adam olarak son buldu.

İyi de sorun okulda mıydı ?

Hocalar mı çok kötüydü ?

Ya müfredat ?

Bunların hepsi var tabi. Hocalar, okul, müfredat.

Ama asıl ben ve bilgisayar arasındaki anlaşılmaz ilişkiydi.

Dur bir dakika.

Bu kadar basit değil.

Kendi kendine olmadı bunlar.

Önce müfredat.

Ya hu arkadaş; ben gelmişim, istemişim, heveslenmişim. Kara kara ekranlarda kod yazmak istemişim. Sen ne diye bana “Ofis Yazılımları” diye bir ders verip de “K” ya bastım bak nasıl da kalin oldu” edası ile ders veriyorsun.

İlk bir dönem sonunda bilgisayar adına bildiğim tek şey “K ya bastım bak nasıl da kalın oldu” dan öteye gidemedi.

Sonra ? Sonra joomla. bir kaç hafta.

Oley ! Artık web sitesi yapabilirimmmmmm. 

Yaparsın kuzun, yaparsın evladım. Bir ara yaparsın.

İlk senemiz bitti hazırlı uğurlu olsun.  Kalan üç senede de böyle devam edersem mezun olabilir ve işsiz kalabilirim.

Araya giren sıkıcı eğitim dersleri ve “bu kablonun adını ezberleyin, bir de bu ismin açılımını da bilin” şeklinde ki donanım dersini de sayarsak şimdiden dünyayı kurtaracak kadar bilgi sahibi oldum.

Sıkıcı eğitim dersleri dedim ya; “buraları geç, buralar gereksiz, bu konuyu siz anlatın, vazgeçtim anlatmayın…….” uzar gider bir halde devam etti onlarda.

Sonrasın aynı eğitim hocamın dershanede de derslerime girmesi ile de anladık ki onun da öğrencilik hayatı pek başarılı geçmemiş. Yoksa bu kadar kısa zaman da küçük çaplı bir isyan ile dersleri bırakmak zorunda kalmazdı.

Yazık bize.

Vallahi sıkıldım billahi sıkıldım. Kalan kısmını sonra anlatayım. İçim daraldı.

Ha bu arada. bu bir seri olacak.

Her yıl için aldığım eğitimi yargılayacak ve sorgulayacağız.

Bir de hasbel kader üniversitede ders vermeye başlamam ile birlikte kendimce bu konularda aldığım önlemleri de ayrıca paylaşacağım sizlerle.